Markanızı Neden Takip Edeyim?

İletişim Amaçlı İnternet

“Pazarlar konuşmalardan oluşur”
Cluetrain Manifestosu’nun ilk cümlesi. Kısaca demek istiyor ki pazar alanlarında satıcılarla alıcılar iletişim kurar, sohbet eder. Web 2.0’ın hayatımıza girmesiyle interneti karşılıklı iletişim amacıyla kullanabilme fırsatımız oluştu. Askeri ihtiyaçlarla oluşan Arpanet ağı bir grup tinkerer elinde internet kavramına dönüştü. İnsanlar ellerindeki bilgileri, kaynakları internete yüklediler(ekşisözlük), birtakım sanal sohbet ortamı oluşturuldu(forumlar), insanlar karşılıklı iletişim kurmaya, internet üzerinden konuşmaya, bilgi paylaşmaya başladılar. Bu konuşmalara arasına markalar üzerine sorular, muhabbetler de girince markaların uğrak yeri oldu internet. Hal böyle olunca kurdular hemen tezgahlarını.

Dünya Global Bir Köydür

Ünlü iletişim kuramcılarından Marshall McLuhan’ın “Dünya, insanların her şeyi aynı anda öğrendiği, büyük bir köy haline gelmektedir” sözü günümüz sosyal medya dünyasını oldukça net bir şekilde açıklıyor. Dünyanın öteki ucundaki bir olayı yaşandığı an izleyebiliyoruz.

İnterneti haber almak, bilgi edinmek, sohbet etmek, alışveriş yapmak için kullanıyoruz. Aynı şekilde sosyal medya platformları da bu şekilde kullanıyoruz. Sosyal medyayı ise düşüncelerimiz paylaşmak, güzel anılarımızı paylaşmak, arkadaşlarımızı takip etmek, gündemi takip etmek, ilgi alanlarımızla ilgili öne çıkan kişi ve kurumları takip etmek için kullanıyoruz. Peki markanızı neden takip edelim.

Markalar için Sosyal Medya

Birçok marka için sosyal medya, daha fazla insana ürün gösterip onlara daha fazla ürün satmaya çalışmak. Bir dakika burada net olmayan bazı şeyler var. Günlük hayatta gerçekleştirdiğimiz iletişimin internet üzerinde olanına dijital iletişim diyoruz. Dijital üzerinden interaktif iletişim gerçekleştirdiğimiz platformlar da sosyal medya olarak bütünleşiyor. Ben günlük hayatta bir günümde arkadaşlarımla buluştuğumda birlikte ortak ilgi alanlarımız(kültür-sanat, komedi, gezi vs) üzerine konuşur, gündem tartışır, bazı konularda tavsiye alışverişi yaparım. Bu benzer şekillerde genişletilebilir. Günlük hayatta yaptığım iletişimi internet üzerinde gerçekleştirdiğimde de değişen bir şey yok. Aynı konuları ücretsiz kullandığım platformları üzerinde yapınca, kullandığım platformların çalışma hayatına devam edebilmesi için oluşturdukları reklam alanlarında reklam görmeye başlıyorum. Bu noktada reklam görmeye kızmamak lazım. Siz yaptığınız işi ücret almadan yapıyor musunuz? Reklam alanlarında çeşitli kategorilerde markalar bana ürününü satmak, yaptırdığı videosunu izletmek, hesabını takip ettirmek istiyor. Video çağındayız, hazırlattığın videoyu tüketelim hadi, Hadi güzel de indirim yapmışsın, reklamdan siteye gidip alışveriş de yapalım. Ama neden markanızı takip edeyim.

Takipçi Sayısını Arttırma

Birçok marka toplantısında şahit olmuşsunuzdur “hesabımızın takipçisini artırmak için ne yapacaksınız” gibi sorulara. Şu çok net ki takipçi sayısını arttırma çabası boş bir çaba. Hatta takipçi sayısını düşük bulup bot takipçi satın alan büyük markalar görüyoruz. Acaba takipçi sayısını yüksek görmek markayı güvende mi hissettiriyor? Asıl güvende hissettirenin sürdürülebilir marka olmak olduğunu bilmiyor mu markalar? Markaların bu sürece geniş açıdan bakamadığını düşünüyorum. Google Adwords bazı markalar için en doğru reklam alanı iken burada harcaması gereken bütçeyi sosyal medya takipçi sayısını artırmak için kullanıyor birçok marka.

Yapılan araştırmalarda marka hesaplarını takip eden kişilerin amaçları değişmekle birlikte, genel takip amaçları ilgili marka ve ürünün sunacağı özel indirim ve fırsatlar. Alışveriş yapma alışkanlığı olan insanlar markaların sosyal medya hesaplarını daha fazla takip ediyor. Bu kadar konuştum ben hiç marka takip etmiyor muyum sosyal medyada? Ediyorum tabiki. Takip ettiğim markalar hesabında sürekli ürün gösteren markalar değil. Ürünü hikayeleştiren markalar. Takip ettiğim markalar ürün paylaşmıyor mu hesabında, paylaşıyor. Ama 4 postun 1’inde paylaşıyor bu ürünü, gerisi hikaye.

Yüksek Takipçili Markalar

Bir diğer konuda en yüksek takipçisi olan markaların profil yapıları. Dünya genelinden en yüksek takipçi sayısına sahip marka Nike. Nike’ın instagram hesabına baktığınızda sıkıcı bir şekilde ayakkabı fotoğrafı koyup ona özlü sözler yazmaya çalıştığını görmüyoruz. Global, büyük markalar bünyesindeki profesyoneller ve dışardan aldıkları iletişim hizmeti ile bunu çözmüş durumdalar. İnsanlar yakınlarının hesabını dahi sıkıcı gördüğünde takipten çıkmakta. Bu konuda böyle düşünen bi ben miyim diye araştırırken Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’in sosyal medyayla ilgili sözüne denk geldim. “Adı üzerinde… Sosyal medya, insanlar arası, ilginç ve eğlenceli içerikler paylaşmak için icat edildi. Ta ki markalar gelip, ürünleri ve promosyonları ile her şeyi mahvedene kadar!” Markalar sosyal medyada olmasın diyemeyiz. Markalar sosyal medyayı daha doğru kullansın diyebiliriz.

Bi arkadaşınızla ayaküstü sohbet ediyorsunuz, yakınlarda konsere mi gitsek diyorsunuz. Adamın biri geliyor, hişş ayakkabı var alsana diyor, bakmıyosunuz. Biraz sonra başka biri geliyor, bak bu otomobil lastiği tam senin arabana göre diyor, kafanızı çeviriyorsunuz. Tamam, o da ürününü satmak istiyor ama markaların nihai hedefi satış değil, satışa giden yolda bütünsel bir hikaye oluşturmak olmalı. Uzun uzadıya yapılan dijital pazarlama yanlışlarından bahsetmeyeceğim. Platformları ve kullanım amaçlarını anlayabildiğimiz günlere dileğiyle yazımı tamamlamak istiyorum.

Sevgilerle…